19 Aralık 2008 Cuma

üzülürsün.

ağlarsın.
gülersin.
bakarsın,bakmazsın.
durursun. öylece durursun.
susarsın.konuşmazsın.
yürürsün. yavaş yürürsün. hızlı yürürsün.
yere bakarsın.göğe bakarsın.
konuşmak istersin. susarsın.
uyursun.uyanmak istemezsin.uyursun.
uyanırsın. gözlerini açarsın. kapatırsın saniyelik.
hareket edersin. parmaklarını oynatırsın. tırnaklarına bakarsın bakmazsın.
onları boyarsın,saçlarını tararsın. gözlerine uzun uzun bakarsın bakmazsın.
yürürsün.yavaş yürürsün.yere bakarsın ve göğe.
durursun.öylece kalırsın.
susmazsın.konuşursun.
konuşmazsın.
susarsın.
bakarsın.
insanlara bakarsın. insanlara bakmaktan usanırsın.
yere bakarsın ve göğe.
gündüzse mavi görürsün,geceyse yıldız bulursun.
öylece bakarsın.

9 Aralık 2008 Salı

yani?

bir şemsiye neden bu kadar yalnız kalmalıdır ki nihayetinde?

ben bir şemsiyeyim.

hm

insanların kulakları var biliyor musun?
tavşanların bile..hem senin de var ama hiçe sayıyorsun onları. üzülürler
yapma

ölümlüler..

her tür tribe kapalıyım

4 Aralık 2008 Perşembe

Josephine Roquentin


gerek yok tamam.
durgun(du) günlerdir..
yaşamaya kaptırmıştı kendini ; kafasını kaldırıp göğe bakacak vakti yoktu , hali yoktu .. keyifsiz bir duruş ya da afyon patlamaları hiç ama hiç umrunda değildi,,kolaya kaçıyordu Roquentin... bir şekerlemeye bakıyordu uzunca.. ne görebilirse işte o kadar bakıyordu.
kokular ve sesler artık fazla bir durum harici istemsizlik mi? dahili dışavurum.. bir harabeyle son bulabilir onun hayalindeki ev.


ailende bir problem mi var?
-(rol yapmak ihtiyacı duymaksızın,yüzlerine bakmadan , kafasını cama çevirerek olduğu yerden rahatsız Roquentin,bir meyve bıçağı olsa saplayacak eline) -hayır yok bir problem hayır- sıcak bir banyo kafi yaşamaya..ve denizi görebilmek yeterli.