17 Aralık 2010 Cuma

---

günler birbirine karışsın, önce 18 aralık ardından 1 aralık ,sonra ayın 12si derken 3 aralığa döndük. en son gün ise 15 aralık olsn. öyle karışsın ki günler o güne hiç sıra gelmesin. o gün hiç gelmesin ve o hiç doğmasın. benim hayatıma girmesin. beni şanssızlığımla bunca yüzleştirmesin. bana bu kadar rol yaptırmasın.
günler birbirine karışsın ve örtülsün en karanlık zamanları yıllarımın. biri buna çekidüzen versin. sonra ağustos olmasın aylardan, annem o geceyi hiç yaşamasın bir kış gecesi. babam hiç ölmesin. çünkü hiç doğmasın. hem ben nasıl olurum sonra. ben olmam. ben olmasam da olurdu ama anlamadılar. ağustos geldi. sıcak bi gün her ağustos gibi. büyüttü annem beni. kimseciklere vermeden. acıdı bana. karanlık günler geçti aydınlık günler.

ama günler birbirine hiç karışmadı.

benim istediğim şey de böylece olmadı. sonra bir şeyler oldu ama. yanlış bir şeyler. çay demledik geçmiyor. içki içeriz geçmiyor. haydi iş başı. bitmiyor. sevelim o halde. olmuyor. peki anladım. ne gerek anladım. umursamıyorum lan hiçbirinizi. ı ıh. bu da değil. midem bulandı. geçmiyor. doktora gittim. bitmiyor. hadi ilaç içelim o halde. sevsek daha kolay değil mi? değil o en zor.
o zaman günler birbirine karışsın. yeni yılın takvimini ben düzenleyeceğim! kime gam! en geriye gitmek gerek . yetmiyor.

13 Aralık 2010 Pazartesi

bir yerlerden geçerken

geçerken tam bir dönemeçten, bir üniversite kampüsü yakınlarında, montlarını giymiş beresini takmış gençler, ağaçlardaki o soğuk hareketlilik, o pis koku beni çevreleyen ve yabancılar..ve tam bunlar varken etrafta bir anda....... kendime

bir anda neden bu kadar insan, bu kadar duvar, bu kadar ağaç
bu gökyüzü neden?
otobüs gidiyor, içindeyim, neden?
dışındayım neden?
nereye gidiyorum yedi yabancıyla yanımda ? hayır 77. hayır 777. neden?
tüm Dünya görkemini yitiriyor neden? silah taşıma yaşı 18e indiriliyor neden?
kanunlarla oynuyor birileri? birileri tecavüze uğruyor ardından ve ben bir otobüste
böylesine bir yerde
böylesine bir yerde doğan çocukların büyümesine katkıda bulunamazken ben neden? neden o dönemeçte ?

hissediyorum ansızın neden
varoluşumun kesintiye uğrayışını yine yeni yeniden.

23 Kasım 2010 Salı

bugün 70 kez hapşurdum

ve o da ayrı sıkıntı. bu da çok sıkıntılı , ne sıkıntılı iş vb. şeyler söylerken bugün ne kadar da çok sıkıntı dediğimi fark ettim.

pekala. söylemek istediğim bir şey daha var.

uyuyamıyorum.

uyusam da korkuyla ya da korkuyla uyanmak korkusuyla ya da sadece korku.

ve uyku cehennemi ya da uykusuzluk ya da sadece uyku


ama huzurlu uyku ya da huzurlu gece en azından

ya da sadece huzur,

veyahut güvende hissetmek ya da güvende hissetmek sadece başını yastığa koyduğunda
ya da sadece güven duygusu

istiyorum nihayetinde.

19 Eylül 2010 Pazar

sevgilim

bir insan doğarken ölür

10 Nisan 2010 Cumartesi

details

örneğin bugün
otobüsteydim
dönüyordum işten
ölü hissediyordum
ve karşımda iki kadın oturuyordu
yaşlılardı
kadınlardan birinin boynuna öbürünün dişlerine kitlendm
sürekli bakıyordum ama farketmediler
sonra kendim bakmaktan rahatsız oldum
bu arada bundan kurtulmak için elimi çantama attım
ve aslında hiçbir şey aramamama ragmen çantamı karıştırdm
ve bunu neden yaptığımın biliyor ve bilmiyor oluşumun rahatsızlığı içindeydim
rahatsız oluyordum kısaca
o an orda olmak istemiyordum ben
ama ordaydım
ve kadının boynu bir ayrıntıydı
filan

24 Mart 2010 Çarşamba

neden olmasın?

elini kendi göğüs kafesine daldırarak hızlıca, kalbini söküp çıkardı yerinden. günlerdir bu yüzden uzatıyordu tırnaklarını. canı çok yanıyordu şimdi. düşündüğünden daha da acı vericiydi bu yaptığı ve kan sızıyordu karnına doğru. ama önemi yoktu hayattaydı hala ve yapacaktı istediği şeyi.. tabak çatal ve bıçak hemen önünde duruyordu zaten. önceden hazırlamıştı tüm bunları. avucunda duran kanlı kalbini tabağa bıraktı halsizce. çatalı ve bıçağı aldı ardından. kana bulanan bıçağın sapını iyice kavradı ve başladı doğramaya kalbini.
kalbini parcalara ayırdı kısa süre içinde. iyice halsiz düşmüştü artık fakat kavradı tabağı ve ayağa kalktı. odanın köşesine doğru usulca yürüdü

ve kalbini
çöpe attı.

26 Şubat 2010 Cuma

sfenks olmak isteği

evde kala kala delirdi. diyorum gez , dolaş açılırsın.
ne var görecek? bir manzara mı? uzun bir soluk alışta pis havayı ciğerlerine doldurmak mı.
e tamam. boğuldum.kabul.

25 Şubat 2010 Perşembe

-

her şey süslü
her şey canlı
her şey yaşama dair
her şey hayat dolu
her noktada bi hareketlilik
bir kaygı bir telaş evlerde
duvarlarda
yollarda

donukluk,yalnız yüzümün yarısı
ve bir şeylerin geçmeyen yarası

ölüyor telaş, ölüyor kaygı, ölüyor gündüz ve gece,
ölüyor yaşamak telaşı, ölüyor bir gece yarası nedensiz,
peki siz?
neyin yarısı ve nereden
ve kimden
neyi bilerek ve bilmeden


neden?
anlamaya çalışarak yeri ve göğü, yaradılışı
kendini öylece bırakarak ağaçların gölgesinde ve suyun serinliğinde
peki ben?
neden diken üstünde ve çaresiz
neden ağlamaklı bile değil gece yarısı

donukluk,yüzümün bir yarısı

10 Şubat 2010 Çarşamba