30 Ekim 2008 Perşembe

ölelim , ölelim artık,bitsin bu delicesine koşu..


"yeter yeter , öleceksek ölelim.. haydi vur kendini şaraba, kedere ve aşka vur...
yeter yeter öleceksek ölelim..."




diyordu kadıncağız son sesiyle.
ben de onu dinlerken bir yandan kafamı kaşımakla meşgul idim.. bir yandan da önümde duran sevgili günlük'e cümleler yazıyordum.
zaman böyle geçip gitmekteydi. tek sıkıntım uyuyup uyuyup dinlenememekti. hep bi şekilde yorgun uyanıyordum hayata. bu beni daha da yoruyordu ama elimden ne gelirdi ki.. ilaç rüyama girmişti örneğin..ilaç boğazımdan geçmiyordu ve ben bayılacak gibi oldum üst geçitten geçerken. her şey çok fazlaydı çünkü konuşurken sesim titremese de.
her şey çok fazlaydı,ruhum bunun farkındaydı ve karşı gelemiyordu .
nasıl karşı gelebilirdi ki?
peki ben neden onca saatimi bunlara ayırıyordum
neden bir senemi harcamam gerekti? ne için? neden? niye? ne gereği vardı? neye ulaşacaktım? ulaşmak istediğim bir nokta var mıydı ki? vardı da benim mi haberim yoktu?

(bu tür sorular için bu renk fazla iyimser)




"arkadaşım bana sevgilimin mezarını ziyaret edersem acılarımın hafifleyeceğini söyledi."

dip not: her gün daha fazla yaşamak istemediğimi düşünüyorum.

23 Ekim 2008 Perşembe

soğuk rüzgarlar..

evren ile aramda soğuk rüzgarlar esmekteydi
yaşam belirtileri vermeye uğraşırken.
---------------oje sürerek ya da bir şekilde gülümseyerek ya da bir sigara yakarak , bir sandviç alıp marketten ;
------------- belli bir role bürünmenin gizliliğinde yürüyerek sonuç olarak,
ya da yaşayarak..yaşıyor olduğunu sanarak..sanmayarak. yaşayarak,yaşayarak. ------

-----------------zorlanarak. varolduğunu bildiğin için zorlanarak.

"uyuşturucudan nefret edio,o adam hala yapıo bu işleri ama mesela?ondan babasına gıcık olabilir"

kurguda yetersizlik..

kimi arıyordun.
düşüp bayılmış kadar oldum.
haydi saçlarınızı örüp iki yandan kulaklarınızın arkasına atın.
cinsiyet sorununu böylece çözüverelim.
oyuncakların cinsiyet yoktur.

o zaman deliler.



önemli bir soru: iletişim kurmak mı daha zor , tepki vermek mi?

o zaman deliler.
deliler
deliler
deliler.

20 Ekim 2008 Pazartesi

şato gibi..


-kimse yok.
-tavşan ; beyaz tüylü
-birden önümde belirir
acınası bu bence
bir çeşit kayıp.


ve "kaygı" koyuyorum adınızı.

içimden gelmeyerek

-şato gibi

-Evet
-bir şey yok boş,örümcek ağları belki
-cam,
-kırık,
-bir şey yapmam,bakıp geçsem?

-nehir
-yürüyerek

bileklerime kadar,sığ ve korunaksız bir yerde ayaklarım,soğuk ama kendine getirici bi sessizlikte.
-nehir.

-ama ceset gibiydin.

-kim.
-şurda durmayan
-nerde kaldın be.
-gittim
-saçın da yanabilir.
-emlak-kelimelerden sıkılmama sebep oldu-boş ve niteliksiz,söylenişinde hiç mi hiç incelik yok. kapital düzen uydurması. hep uydurma hep.
-borderline mıyım,değil miyim?

- donuksun.
-donuk
-ruhsuzum biraz.

kısaca hissiyatta yetersizlik.

16 Ekim 2008 Perşembe

...

aşk bitti hepimiz için..