3
Ben de düştüm. Düşerken sağıma soluma döndüm ki ne göreyim? O ki manzaraların en huzursuz hali, o ki varlığı 3’e bölünmüş biri. Avuçları, gözleri , kalbi , tam da olması en gereken yerleri yok. Peki dedim sen de böylesin. Kafamı başka yöne çevirdim, çevirdim de ne göreyim? O ki gündüzlerin en tutarsız saati, o ki bahçesine çiçekler ekilmiş bir ev, bir tavan arası amma yıkılmış, çiçekler duruyor durmasına da tavşanlar birer ikişer ölmüş. Öyle ki dedim ben gözlerimi kapayayım. Kapadım bir uyku sardı beni. Sanırsam hala düşmekteyim. Uyku ve düşüş. Yakıştılar birbirlerine dedim. Ama uyku sürmüyor ki sonsuza, gözlerimi illa ki açtım bir anda. Açtım ki ne göreyim ? O ki gecelerin en karanlık yeri, o ki gecesi gündüzüne karışmış biri, canına ya kıymış birileri ya da kendisi acemice kana bulamış ellerini. Öldürmüş belli ki kendinden habersizce birini, ya kendini ya kendi sandığı birisini. Ama öldürmüş o kavuştum sandığı bir’i. Anladım ki bundan böyle 3’e bölünmüş benliği. Bulur ama dedim ancak bulur kendini. Yeniden kapadım gözlerimi. Dedim artık görmek istemiyorum bu ürpertici, eski püskü pasaklı yerleri ve istemiyorum kendinden öylece geçmiş kimseleri, saçı yüzüne , yüzü gözüne, gözü ellerine, elleri kalplerine bulanmış kimsesizleri.
4
Gözlerim , soruyorum size, ne kadar süre dayanabilirsiniz bu şekilde, bakınmadan sağa ve sola, geleceğe ve geçmişe, bu hareketsizlikse ihtiyacım olan, bana veremez misiniz Ey Gözlerim?Hayır, dediler ve bitti hareketsizlik. Bitti ki ne göreyim ? Gördüklerim ki ne sana benzer ne bana, ne dala benzer ne ağaca, ne rengi var , ne kokusu, ne şekli var gördüklerimin ne şerri.
Oturmuş bir izbe yerde eli ayağı kesilmiş biri. Saçları düşmüş dizlerine bütün, ağzında sigarası çektikçe çekmiş de bitmiş tütün. Gözleri irice açılmış bakıyor saçlarına. Eli boynunda kalmış saçlarına, belli belirsiz sorular dökülüyor dudaklarından: “kim üzdü bu kadar sizleri? Hani vardı onların kalpleri, en değer bilir yerleri? Kim söküp aldı bu tadı dudaklarımdan? Biledim ben gençliğimi, sardım en kapanmaz yarayı aniden gördüm de seni, bir trene bindimdi, şaşkınım o yola girdim gireli.”
22 Temmuz 2011 Cuma
1- 2
1
Mevsimlerden yaz. Yaz ve sıcak. Yaz ve neşeli insanlar. Yaz ve yaz tatilleri. Yaz ve kuraklık. Yaz ve çöl. Yaz ve öl. Ve ölü. Ve içi ölen biri. Ve geriye yaşanılmayası bir sonbahar. Sonbahar tatsız. Sonbahar yağmurlu. Sonbahar son. Bir bakmışsın kış gelmiş. Kış ve kar. Kış ve beyaz. Kış ve o beklenilen yalnızlık. Kış ve o kimsesizlik.
2
boşluk treni. 15. kompartıman. O delici sesleri insanların. O sağır edici soluksuz bekleyiş istasyonu. O hiç gelmeyen istasyon. Peki zamanı geldi artık iniyorum bu trenden diyemeden. Demeye kalmadan, ben izlerken umudu yarım manzarayı penceremden, nefes almak da güzelmiş hani derken, yüzümde kesif bir gülümseme belirmeye hazırlanırken, bir el. Sırtımda bir el. Sarılacak mı bana? Gelen sen misin? Manzarayı tamamlamaya mı geldin, gülüşümü aydınlatmaya, diye geçiriyordum ki ben, aklımdan, aklımdan geriye kalan kırıntılarla.. itti beni. İtti. Bu kadarmış, dedi. Bitti.
Mevsimlerden yaz. Yaz ve sıcak. Yaz ve neşeli insanlar. Yaz ve yaz tatilleri. Yaz ve kuraklık. Yaz ve çöl. Yaz ve öl. Ve ölü. Ve içi ölen biri. Ve geriye yaşanılmayası bir sonbahar. Sonbahar tatsız. Sonbahar yağmurlu. Sonbahar son. Bir bakmışsın kış gelmiş. Kış ve kar. Kış ve beyaz. Kış ve o beklenilen yalnızlık. Kış ve o kimsesizlik.
2
boşluk treni. 15. kompartıman. O delici sesleri insanların. O sağır edici soluksuz bekleyiş istasyonu. O hiç gelmeyen istasyon. Peki zamanı geldi artık iniyorum bu trenden diyemeden. Demeye kalmadan, ben izlerken umudu yarım manzarayı penceremden, nefes almak da güzelmiş hani derken, yüzümde kesif bir gülümseme belirmeye hazırlanırken, bir el. Sırtımda bir el. Sarılacak mı bana? Gelen sen misin? Manzarayı tamamlamaya mı geldin, gülüşümü aydınlatmaya, diye geçiriyordum ki ben, aklımdan, aklımdan geriye kalan kırıntılarla.. itti beni. İtti. Bu kadarmış, dedi. Bitti.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)